Yazar "Karakaya, Gencay" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 40
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Akreditif Ödeme Şekline İlişkin Hile Vakaları Üzerine Bir Değerlendirme(2020) Arslancan, Tuğba; Karakaya, GencayGünümüzdeki teknolojik gelişmeler, uluslararası ticarette kullanılan ödeme yöntemlerine yenilerini eklemiş, aynı zamanda blokzincir teknolojisinin uluslararası ticarete adaptasyonunu gündeme getirmiştir. Ancak bu yeniliklerin ödeme yöntemlerine uygulanması noktasında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki teknolojik altyapı farklılıkları sebebiyle halen ticarete ilişkin belgelerin teslimini esas alan vesaik-mal mukabili, akreditif gibi geleneksel ödeme yöntemlerinin sıklıkla kullanıldığı görülmektedir. Akreditifler, tabi oldukları kural ve düzenlemeler açısından diğer ödeme şekillerine göre daha karmaşık olarak algılanmakla birlikte aynı zamanda bankaların bir taraf olarak işleyişe dâhil olmaları sebebiyle mal veya vesaik mukabili ödeme şekillerine göre daha güvenilir olarak tanımlanmaktadırlar. Bu çalışma ile akreditiflerin güvenilir olma özelliğinin istisnası olan ve tarafların maddi kaybın yanı sıra itibar kaybı yaşamalarına sebebiyet veren belgede sahtecilik ve dolandırıcılık vakaları incelenmiş, tarafların alabileceği önlemlere yer verilmiştir.Öğe Akreditifli İşlemlerde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri(2016) Karakaya, Gencay; Karakaya, ElifUluslararası ticaretin doğası gereği yapılan uzak mesafeli ticari işlemler, taraflar arasında güven eksikliğinin varlığını ortaya koymuştur. Bu noktada karşımıza çıkan güven eksikliğinin altında da her iki tarafı da ilgilendiren risk olgusu vardır. Bu eksikliğin giderilmesi adına, gerekli ödemenin tam ve eksiksiz yapılabilmesi ve ilgili malın zamanında ve sağlam teslim alınabilmesi için hukuki bir sözleşme özelliği olan akreditifli ödeme şekli ortaya çıkmıştır. Ülkemizde ve diğer ülkelerde uluslararası ticaretin yapılması sırasında ödemeler yoğun olarak akreditif üzerinden yapılmaktadır Bu kadar çok kullanılan bir işlemin haklı olarak hata ve yanlış payının çok az oranlara inmiş olmasını bekleriz. Ancak bu beklenti piyasada henüz tam anlamıyla oluşmamıştır. Bu kadar çok tercih edilen ödeme şeklinin daha akreditiflerin açılışları esnasında bile karşımıza birçok aksaklıklar çıkardığı görülmektedir. Büyük ölçüde, bu aksaklıklara akreditifin karmaşık yapısı neden olmaktadır. Ancak bu işlemleri gerçekleştiren personeller de bu aksaklıkların oluşmasında birinci derece sorumludurlar.Öğe Analitik Hiyerarşi Yöntemi İle Sosyal Güvenlik Kurumu İçin Risk Yönetimi ve Değerlendirilmesi(2017) Karakaya, Gencay; Dilaveroğlu, ArzuBu çalışmanın amacı, kar amacı gütmeyen kuruluşlara ilişkin potansiyel riskleri tanımlamak ve riskler arasında en kritik olanlarını bularak bu durumlara karşı çözüm önerilerini sıralamaktır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) örnek olarak ele alınmış ve \"Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)\" kullanılarak kurumun risk değerlendirilmesi yapılmıştır.Öğe AVRUPA KOMİSYONU TÜRKİYE RAPORLARININ 1998-2022 YILLARI KAPSAMINDA FASIL 23, FASIL 29, FASIL 30 BAZINDA İNCELENMESİ(2024) Lanpir, Merkut; Özkan, Ömer; Karakaya, GencayTürkiye’nin AB ye tam üyelik hedefleriyle başlayan AB sürecinde 1963 Ankara Anlaşmasından bu yana 60 yıl, 1970 Katma Protokolden bu yana 53 yıl, 1995 Gümrük Birliği’nden bu yana ise 28 yıl geçmiştir. 1963 Ankara Anlaşması ile AET ile imzalanan Ortaklık Anlaşması ve sonrasında 1970yılında Gümrük Birliği ne ilişkin kuralları içeren Katma Protokol imzalanmış, 31 Aralık 1995’te Ankara Anlaşması gereği Türkiye AB Bütünleşmesinde 22 yıl sürmesi gereken geçiş dönemi tamamlanmış, 1 Ocak 1996 da Gümrük Birliği tesis edilmiştir. 6 Ekim 2004’te Komisyon, Türkiye’nin Birliğe Katılım müzakerelerinin başlatılması tavsiyesinde bulunmuştur. AB Antlaşması 49.madde içerisinde yer alan 2.madde koşulu sadece aday ülkeler için değil üye devletler içinde gerekli görüldüğünde üyelik haklarının askıya alınmasıyla sonuçlanabilecek önemde bir kriterdir bu sebeple Fasıl 23, 29 ve 30 un yıllar içerisindeki AB tarafındaki izlemleri de çalışmaya dahil edilmiştir. Ankara Anlaşması 28. Maddesine göre ‘Anlaşmanın işleyişi, Topluluğu kuran anlaşmadan doğan yükümlülüklerin tümünün Türkiye tarafından üstlenebileceğini gösterdiğinde, Akit taraflar Türkiye’nin Topluluğa katılması olanağını incelerler.’ Bu madde bazı çevrelerce iyi niyet olarak yorumlansa da Arat a göre bu hüküm taraflara yükümlülükler yüklemektedir, zamanı geldiğinde bu sonuca ulaşılması için gerekli tedbirleri alacak, engel olmayacak şekilde bir yükümdür, Gümrük Birliği’nin ötesinde güçlü bir ortaklık kategorisine girer diğer bir nokta ise 28. Maddenin Genel ve Son Hükümler kısmında Anlaşmanın sona ermesine ilişkin özel hükümler bulunmamaktadır bu da Devletler Hukukunun işaret ettiği genel nedenler dışında sona erdirilemeyeceği şeklinde yorumlanmaktadır, Roma Antlaşmasının geriye dönülemez bir entegrasyon öngören yapısı ile benzerliğinin yanı sıra sona ermesi de bir katılım anlaşması ile olacaktır. Bu çalışma AB ile ilişkilerde Gümrük Birliği Güncellemesi, Birleşik Krallık modeli gibi STA kurmak, devam etmek, AB ile farklı üyelik modelleri üzerine tartışmalar yoğunluk kazandığı günümüzde AB Antlaşması madde 49 ve Ankara Anlaşması madde 28 çerçevesinde 23, 29, 30 Fasıllarının 1998-2022 yılları aralığında ilerleme incelemesini içermektedir, ilgili raporlar çok kapsamlı ve detaylıdır ancak mevcut çalışmamız kısıtlıdır o sebeple de sadece önemli bulunan konuyla ilintili detaylar çalışmaya aktarılmıştır.Öğe Bilgi çağında yükseköğretim muhasebe eğitiminde karşılaşılan sorunlar ve öneriler(Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, 2020) Karakaya, GencayDijitalleşme, sayısallaşma, yapay zekâ, makine öğrenmesi gibi kavramların konuşulduğu günümüz bilgi çağının, eğitim öğretim alanındaki en temel sorunlara henüz çare olamadığı açıkça görülmektedir. Özellikle yükseköğretimde ana bilim dalları düzeyinde oluşturulan ve katma değer oluşturması beklenen müfredatlar, programlar ve ders içerikleri bilgi çağının gerisinde seyretmektedir. Öğrencilere analitik düşünme, muhakeme, sorunu tespit etme ve çözüm bulma gibi temel kazanımların verilmesi hususu halen ihmal edilmektedir. Bu yönüyle üniversitelerin etkin kaynak yönetimleri de sekteye uğramaktadır. Bu nedenle bilgi çağının sunduğu yenilikler ve fırsatlar geri planda kalmakta, yükseköğretim seviyesindeki eğitim öğretim, potansiyelden giderek uzaklaşarak vasat altı bir çizgide devam etmektedir. Bu çalışmada, muhasebe eğitimi kapsamında, katma değer oluşturacak bir eğitim öğretim modeli oluşturamama sorunu detaylı şekilde incelenmiştir. Bu bağlamda çalışma kapsamında kavramsal bir çerçeve ile birlikte çok kriterli bir analize de yer verilmiştir.Öğe Bir vuca dönemi olarak Covid – 19: Yönetim ve intibak raporu(İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2020) Karakaya, Gencay2020 yılının henüz başlarında Çin merkezli etkisini göstermeye başlayan ve şuan da tüm dünya için yapısal bir sorun halini alan COVID-19 salgını çok yönlü olarak her alana etki etmektedir. Küreselleşmenin medarı iftarı “küçük bir köy olan dünya”, hiç olmadığı kadar zarar görmüş durumda. Etkileşimin ve bütünleşmenin her yönüyle kendini hissettirdiği küresel dünyada, hasar ve zarar paydasının bu kadar geniş alanlara yayılması elbette beklenmiyordu. Özellikle Avrupa birliği üyesi olan ve Anglo Sakson coğrafyalarda yer alan birkaç ülke, bu salgını problem olarak görmemiş ve doğal seleksiyonu içerisinde etkisini azaltacağını düşünmüştür. Fakat durum hiç de öyle olmadı. Ekonomik sorunların telafisinin mümkün olduğu, sorunların mevcut düzenleme ve gelişmeleri sekteye uğratmayacağı vb. tüm cari problemlere ilişkin aksiyonlar peşi sıra açıklandı. Ta ki salgına bağlı ölüm haberlerinin dünya kamuoyuna yansımasına kadar gündem bu çerçeve de tartışıldı. Salgının bir pandemi olarak ifade edilmesi de tam olarak bu dönemde gerçekleşmiştir.Öğe BIST Sınai Endeksi Metal Eşya, Makine Ve Gereç Yapım Sektöründe Faaliyet Gösteren Firmaların Finansal Performanslarının Mukayeseli Analizi(2019) Karakaya, Gencay; Koban, Ahmetİşletmeler faaliyetlerine aralıksız devam edebilmeleri için bazı ön-görülere sahip olmalıdır. Bu öngörüler tahmini değil bilimsel verilere dayandırılmalıdır. Sanayi sektörü ülkemizde hem işlem hem de kapasite bakımından önemli alanların başında gelmektedir. Bu çalışmanın temel amaçlarından birisi de, bu noktada ilgililere bir bakış açısı kazandırmak-tır. Çalışma kapsamında BIST Sınai Endeksinde yer alan; Metal Eşya, Makine ve Gereç Yapım Sektöründe Faaliyet Gösteren Firmalar değer-lendirilmiştir. Bu kapsama giren 28 firmanın 2016-2017 mali verileri dikkate alınarak analizler yapılmıştır. Performans ölçümü kriteri olarak karlılık oranları rasyoları kullanılmıştır. Bu sayede elde edilen sonuçlar arasında mukayeseli analizler yapılmış ve çeşitli yorumlar yapılmıştır.Öğe BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİNİN FİNANSAL PERFORMANS ANALİZİ(2020) Karakaya, Gencay; Kaçan, EmreFinansal performans kavramı kamu idareleri açısından önemli konulardan birisi haline gelmiştir. 5018 sayılı kanunda yer alan ve kamusal nitelikteki harcama süreçlerinden beklenen; kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması, finansal performans araçları ile ölçüldüğünde beklenen ile gerçekleşen arasındaki durumu somutlaştırmaktadır. Hizmet süreçleri bağlamında vatandaşa en yakın konumda hizmet sunan ve kendilerine ait bütçelerinde harcama yapma ve gelir elde etme serbestisi olan belediyeler için bu durum bir derece daha fazla önem kazanmaktadır. Yürütülen hizmetlerin kalitesi ve devamlılığı sürdürülebilir bir finansal yapı ile mümkün olmaktadır. Kamu kesiminde tıpkı özel kuruluşlarda olduğu gibi; bilanço, gelir tablosu ve benzeri raporlardan elde edilen veriler, bu noktada önemli ipuçları vermektedir. Çalışmada büyük şehir belediyeleri ile ilgili temel bilgiler aktarılmıştır. Akabinde büyükşehir belediyeleri özelinde finansal performans kavramı değerlendirilmiş ve mevcut kanunlarla olan ilişkisi incelenmiştir. Türkiye’de hizmet gösteren 30 büyükşehir belediyesi için elde edilen veriler ışığında finansal performans analizleri yapılmış ve konuya ilişkin genel değerlendirmeler yapılmıştır.Öğe Çalışan Hileleri Ve İç Kontrol İlişkisi(2016) Karakaya, Gencayİşletmeler süreklilik ilkesi gereği, kuruluş anından itibaren faaliyetlerine ilanihaye devam etme gayesini taşırlar. Faaliyetlerin devam ettiği her noktada, işletmeler çeşitli risklerle karşı karşıya kalabilmektedir. Söz konusu risklerden biri de işlet- meler açısından önemi son çeyrek yüzyılda daha çok anlaşılan hile riskidir. Hile kavramı işletmeler için sadece mali değil, etik değerlerin de zedelen- mesine, yer yer kaybolmasına neden olmaktadır. İşletme faaliyetleri sürecinde her an karşı karşıya kalınabilecek olan hile gerçeği üzerinde yeterince durulması gerekmektedir. Söz konu- su hile faaliyetlerinin varlığının kati oluşu, bu riski mümkünse ortadan kaldırma en azından riskten korunma konusunda işletmeleri çeşitli arayışlara sokmaktadır. Bu noktada iç kontrol yapısının, hile denetimini önleme/önleyebilme ihtimali üzerinde durulmaya başlanmıştır. Bizde çalışmamızda özel olarak çalışan hileleri denetimi ile iç kontrol ilişkisini incelemeye çalışacağız. Dünya genelinde kabul edilmiş bütünleşik bir yapıya sahip olan COSO ( Committee of Sponso- ring Organization) iç kontrol yapısı, hileleri önleme noktasında önemli bir önlem modeli olma özelliği taşımaktadır. İç kontrol yapısı kendine özgü bile- şenleri (Kontrol ortamı, Risk değerlendirme, Kontrol faaliyetleri, Bilgi ve İletişim, İzleme/Takip Faaliyet- leri) ile işletme faaliyetlerinin etkinliği ve verimliliği, işletmece sunulacak mali raporların ve bilgilerin gü- venirliği ve söz konusu mevcut yasal düzenleme- lerle çelişmeyen çok boyutlu bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Kontrol ortamının sağlanması ile başlayıp, izleme faaliyetleri ile nihayete eren iç kontrol yapı- sı, bileşenleri itibariyle de hile denetimini sağlama- ya ve belirli durumlarda önlemeye matuf bir yapı özelliğini taşımaktadırÖğe Çin Sanayi Sektörünün Yapısal Değişimi: Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Dersler1(2018) Yağmur, Mete Han; Karakaya, GencayÇin, 1978 yılından itibaren ekonomi stratejisini kendi kendine ye-ten bir ekonomi olmaktan, dışa açık bir büyüme modeli lehine değiştirmiş ve son 40 yıllık süreçte etkileyici bir büyüme performansı sergilemiştir. İlk aşamada sahip olduğu bol ve ucuz işgücü sayesinde ülkeye çekmeyi başardığı doğrudan yabancı yatırımların etkili olduğu yüksek büyüme oranlarını Çin, sermaye birikimine ve teknolojik gelişmelere yaptığı yatı-rımlarla sürdürülebilir hale getirmiştir. Bu gelişmeler sayesinde 1990’lar-daki düşük teknolojili ve çoğu zaman düşük kaliteli ürün ihracatçısı konu-mundan çıkan Çin, ileri teknoloji ürünleri imalatında dünyanın gelişmiş ülkeleriyle yarışır hale gelmiştir. Bu makalede Çin’in bu süreç içerisinde sanayi sektöründe gerçekleştirdiği yapısal değişim incelenmiştir. Bu ça-lışmanın Hindistan gibi ekonomisi henüz yeterince gelişmeden erken sa-nayisizleşme sürecine giren ülkeler ve Türkiye gibi orta gelir tuzağındaki ülkeler için önemli çıkarımlar sağlayacağı değerlendirilmektedir.Öğe COSO İÇ KONTROL (ABD) MODELİ İLE İNGİLİZ (TURNBULL) VE KANADA (COCO) MODELLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI(2015) Türedi, Hasan; Koban, Ahmet Oğuz; Karakaya, GencayRisk yönetimi, kurumsal yönetim, bağımsız denetim ve iç denetimin temelinde yer alması nedeniyle iç kontrol kavramının önemi tüm dünyada işletmeler, kamu kurumları ve akademik çevrede sürekli artmaktadır. İç kontrol kavramının tam olarak neyi ifade ettiği, etkin bir iç kontrol yapısından neyin anlaşılması gerektiği, iç kontrolün boyutları, unsurları ve uygulama süreçlerinin nasıl olabileceği gibi konular günümüzde tartışılmaya devam etmektedir. 1990'lı yıllardan günümüze kadar geliştirilmiş iç kontrol modellerine bakıldığında, Anglo-Sakson ülkelerinin konuya geniş bir perspektiften yaklaştığı görülmektedir. Bu nedenle, bu çalışmada Anglo-Sakson ülkelerinden ABD, Kanada ve İngiltere'de geliştirilen iç kontrol modelleri özet olarak tanıtılıp aralarındaki benzerlik ve farklılıklara değinilmiştir. Modeller arasından ABD'de geliştirilen COSO iç kontrol modeli uluslararası olarak en fazla kabul gören, sürekli geliştirilip güncellenen ve en kapsamlı model olması nedeniyle, çalışmanın merkezinde tutulup, diğer modeller COSO modeli ile kıyaslanmaya çalışılmıştır. COSO modeli, son yıllarda yaşanan küreselleşme, teknolojik atılımlar, dijitalleşme, sosyal medyanın yaygınlaşması ve hile risklerinin çeşitlenmesi gibi gelişmeleri yakından takip ederek kendini yenileyip güncelleyen bir modeldir. İç kontrol kavramının ülkemizde de kamu kurumlarında ve iş çevrelerinde doğru şekilde anlaşılması, gerek ülke ekonomisinin gelişimi, gerekse işletmelerimizin kurumsallaşarak küresel boyutta markalara sahip olabilme hedefimize önemli ölçüde hizmet edecektir.Öğe COSO İç Kontrol Modeli ve Kontrol Ortamı(2015) Türedi, Hasan; Karakaya, GencayTeknolojik ve iktisadi gelişmeler, daha uzun iş süreçlerinin daha çok personel ilegerçekleştiği, hiyerarşik olarak daha iç içe geçmiş yapıların oluştuğu, karmaşıkişletme yapılarının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu durum neticesinde ge- leneksel kontrol yapıları, işletmelerin faaliyetlerini izleme noktasında yetersiz kal- mıştır. İşletme sürekliliği kapsamında değişen ve gelişen ihtiyaçlara cevap veri- lemeyecek duruma gelinmiştir. Bu bağlamda Amerikada bağımsız meslek kuru- luşlarından oluşan ve iç kontrolün işletmelerde göz ardı edilemez bir yapı hali- ne gelmesi nedeniyle önemli yeni bakışlar sunan COSO iç kontrol modeli ortayaçıkmıştır. COSO iç kontrol yapısı kendine özgü bileşenleri (Kontrol ortamı, Riskdeğerlendirme, Kontrol faaliyetleri, Bilgi ve İletişim, İzleme/Takip Faaliyetleri) ileişletme faaliyetlerinin etkinliği ve verimliliği, işletmece sunulacak mali raporlarınve bilgilerin güvenirliği ve söz konusu mevcut yasal düzenlemelerle çelişmeyençok boyutlu bir yapı olarak ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada genel hatları ile COSOiç kontrol modelini özetledikten sonra, özel olarak COSO bileşenlerinden Kontrolortamı üzerinde durulmuştur.Öğe Covid - 19 gündeminde işletme sürekliliği ve bağımsız denetim ilişkisi(İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2020) Karakaya, Gencay2020 yılının ilk aylarından itibaren şiddetini artıran COVID-19 salgını etkisini tüm alanlarda göstermektedir. Sadece sağlık politikaları değil, tüm ana akım süreçlerde yeniden yapılanmalar gerçekleşmektedir. Bu kapsamda işletmeler ve yönetimler de bu salgından büyük oranda etkilenmişlerdir. İşletme ve muhasebe biliminin en temel varsayımı olan işletme sürekliliği tehdit edilir hale gelmiştir. Olağan iş süreçlerini devam ettiremeyen işletmeler kapanma tehdidi ile karşı karşıya kalmış durumdadır. Bu anlamda işletmelerin süreklilik mücadelesi verdiği bu zamanlarda denetim ve bağımsız denetim olguları daha da önemli hale gelmiştir. Çalışmada salgın baskısı yaşadığımız bu dönemlerde, BDS 570 kapsamında düzenlenen işletme sürekliliği kavramı ve bağımsız denetim ilişkisi nitel yöntemler ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda işletme sürekliliği bağlamında, bağımsız denetim olgusunun pozitif katkı sunduğu tespit edilmiştir.Öğe Covid 19 Pandemisinin Türkiye'ye Etkileri Sempozyumu Özet Kitapçığı(İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2020) Karakaya, Gencay; Uca, NagehanCovid 19 Pandemisinin Türkiye'ye Etkileri Sempozyumu Özet KitapçığıÖğe Developing a risk management framework and risk assessment for non-profit organizations: a case study(Springer International Publishing Ag, 2017) Karakaya, Elif; Karakaya, GencayRisks in the rapidly increasing global business environment began to receive more attention among both researchers and practitioners illuminating the delicate balance between enterprise efficiencies and risk economies. However, Risk Management, in recent years, are becoming more complex to analyze and more challenging to manage and optimize. Besides that, risk and uncertainty concept have always been a significant concern not only for private sectors and public sectors but also for non-profit organizations (NPOs) sector. In this chapter, the potential risks and their drivers are identified, assessed and ranked for a wide spread and most effective for a non-profit organization which aims to bring together native and foreign students for creating a bridge of humanity and education. After investigating the key control measures of major sources of risk, risk management processes and strategies were developed. To provide analytical results, Analytic Hierarchy Process (AHP) used by utilizing the questionnaire technique.Öğe Dijital Medya Yatırımlarının TMS38 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Standardına Göre Muhasebeleştirilmesi(2015) Pazarçeviren, Selim Yüksel; Saltukoğlu, Atilla; Karakaya, GencayGünlük hayatın her alanına giren dijital medya,geleneksel medyanın dijitalleşmesinden çok dahageniş bir anlama sahiptir. Yeni medyaya örnek olarak; internet, web siteleri, video oyunları, CD-ROM veDVDler sayılabilir. Kullanıcısına veya hedef kitlesineetkileşim olanağı sağlayan bu yeni dijital ortamlara,bilgisayarların iletişim gücü olmadan ulaşılamaz vekullanılamaz. Üretim süreci; bilgiyi elde etme, işlemeve yayma şeklinde ki süreçlerden oluşur ve bu süreçte soyut nitelikteki beşeri sermaye teknoloji yardımıyla işlenerek kültürel objeler olarak sunulur. Zaman ve mekândan bağımsız bir şekilde, çok daha azmaliyetle, daha çok kişiye anında ulaşma imkanı vereinternet ağları sayesinde özellikle reklam ve eğlence,e-ticaret, e-bankacılık, e-yayıncılık, e-kütüphane, şirket içi ve şirketler arası iş süreçlerinin yönetimi gibiyeni ekonomik alanlar ortaya çıkmıştır. Çok sayıdaişletme dijital dünyanın olanaklarından yararlanaraketki alanını genişletmek ve güçlendirmek amacıylayatırımlar yapmaya devam etmektedir. Bu yatırımların en önemli özelliği; yaratıcılık ve yeteneğin önplana çıktığı telif, lisans ve royalty gibi fikri mülkiyethakları ile şekillenen üretim faktörlerinin toplam yatırım içindeki payının yüksekliğidir. Bu nedenle buçalışmada dijital medya yatırımları içindeki maddiolmayan varlıkların ölçülmesi, değerlemesi ve muhasebeleştirilmesi konusu Türkiye Muhasebe Standardı38 rehberliğinde bir örnek olayla açıklanmıştır.Öğe Dolarizasyon olgusu: 2008 finansal krizinden sonra Türkiye’de dolarizasyon incelemesi(Mehmet Ali KARAMAN, 2020) Karakaya, Gencay; Karaoğlu, YemilhanBu çalışmanın amacı dolarizasyon kavramı hakkında detaylı bilgiler vererek, özellikle Türkiye’de son yıllarda etkisini artıran dolarizasyon etmenleri açıklamak ve 2008 finansal ekonomik krizinden sonra ortaya çıkan ortamda Türkiye’nin dolarizasyon pozisyonlarını detaylarıyla birlikte incelemektir. Dünya ekonomilerinde belirsizliklerin arttığı kriz dönemlerinde ismi daha çok anılmaya başlayan dolarizasyon, küresel ekonomide finansal krizlerin ortaya çıkmasıyla daha da ilgi çekici bir hal almıştır. Dolarizasyon en yalın haliyle bugünün finansal dünyasında kendisine güvenilen yabancı para birimleri üzerinden finansal işlemlerini gerçekleştirmek olarak tanımlanabilir. Bu duruma sebep olan önemli bir faktör olarak, finansal krizlerden sonra genellikle ortaya çıkan enflasyonist baskının hane halkı üzerindeki olumsuz etkisidir. Hane halkının bu duruma çözüm sağlanmasını amaçlayarak, finansal istikrarı sağlamak adına güven duyulan yabancı para birimlerine yöneltmesi ve özellikle ithal ürünlerin fiyatlarının doğrudan yabancı para birimleri üzerinden belirlenmesiyle ortaya çıkan zincirleme bir süreçtir. Çalışmada, enflasyon ile dolarizasyon olgusu karşılaştırmalı olarak incelenecek ve dolarizasyonun hane halkı üzerindeki finansal etkisinin sonuçları ortaya koyulacaktır.Öğe Enron vakasının denetim, risk yönetimi ve iç kontrol ilkeleri çerçevesinde incelenmesi(Kamu İç Denetçileri Derneği, 2022) Koban, Ahmet Oğuz; Karakaya, GencayMuhasebe, denetim ve finans alanı başta olmak üzere işletme disiplinini son çeyrek yüzyılda en derinden etkileyen olaylar arasındaki Enron vakası, neden ve sonuçları itibariyle halen güncelliğini korumaktadır. Söz konusu vakaya ilişkin çeşitli disiplinler kendi kabulleri ve ilkeleri bağlamında incelemeler yürütmekte ve bilimsel eserler ortaya koymaktadır. Enron vakası ile ilgili araştırmaların bir kısmı da muhasebe prensipleri, mali tablolar ve bağımsız denetim konularındadır. Söz konusu vakanın muhasebe prensiplerinin esnetilmesi, hileli işlemlerin ustaca gizlenmesi ve kamuya açıklanan bağımsız denetimden geçmiş mali tabloların gerçeği yansıtmaması boyutu, çalışmanın içeriğinde irdelenmektedir. Bu çalışmada Enron vakasına ilişkin tarihsel gelişim süreci ve vakanın ortaya çıkmasına neden olan temel hususların yanı sıra vakanın bağımsız denetim, kurumsal yönetişim, iç denetim, kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol yapılarının gelişimine etkileri ele alınmıştırÖğe Finansal bilgi sisteminde bilginin rolü(2016) Pazarçeviren, Selim Yüksel; Karakaya, Gencay; İldem, MehmetGelişen ve değişen iktisadi şartlar, işletmeleri daha yoğun ve sert bir rekabet ortamı ile baş başa bırakmaktadır. Söz konusu rekabet şartları günden güne artarak devam etmektedir. Bu noktada en büyük rekabet avantajı, doğru kararlar alma ve uygulama ile mümkün olabilmektedir. Karar vericilerin doğru ve tutarlı kararlar verebilmesi için elinde doğru bilginin bulunması gerekmektedir. Doğru bilgiye ulaşılabilmesi anlık bir durum değildir. Doğru bilgi tedariği için bir süreç gerekmektedir. İşletmelerde, karar mekanizmasının işlemesi ve sonuçlanması da en önemli bilgi kaynağı da finansal bilgi sistemidir. Bu çalışmamızda bilginin elde ediliş süreci geniş bir şekilde anlatılmaya çalışılmış, daha sonra genel olarak bilgi sistemi kavramı üzerinde durulmuştur. Son olarak da finansal bilgi sistemi hakkında bilgilere yer verilmiştir.Öğe Gümrük Birliği Öncesi ve Sonrası Türkiye Dış Ticaret Hacminin Performans Analizi(2020) Karakaya, Gencay; Ertekin, MelikeAvrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Türkiye, 1995 yılında uygulamaya konan Gümrük BirliğiKararı ile Birlik üyesi olmadan Gümrük Birliği’ne katılan ilk ülke olarak hala eleştiri konusuolan bir adım atmıştır. Bu Anlaşma, Birlik üyesi ülkelerle Türkiye arasında sanayi ve işlenmiştarım ürünleri ticaretinde tüm kota ve gümrük engellerini ortadan kaldırmıştır.Gümrük Birliği Türkiye açısından Avrupa Birliği üyeliği için bir basamak olarak görülmeninyanında ticari anlamda büyük kazançlar sağlanması beklenmekteydi. Ancak tam anlamıyla birortaklık ilişkisi kurulamadığı için sağladığı avantajların yanı sıra kaybettirdikleri de olmuştur.Bu makalede Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin ihracatına ve ithalatına olan etkisi küresel veulusal düzeyde yaşanan gelişmeler dikkate alınarak belirli dönemler itibariyle incelenmiştir.